NAMAZ KILMAYANLARA VERİLEN TAZİR CEZALARI

İbn-i Abidin, ″Redd’ul-Muhtar″ adlı eserinde bu hususta verilen fetvalar şöyle geçmektedir:

(وَإِنْ وَجَبَ ضَرْبُ ابْنِ عَشْرٍ عَلَيْهَا بِيَدٍ لَا بِخَشَبَةٍ) لِحَدِيثِ {مُرُوا أَوْلَادَكُمْ بِالصَّلَاةِ وَهُمْ أَبْنَاءُ سَبْعٍ وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْهَا وَهُمْ أَبْنَاءُ عَشْرٍ} قُلْت وَالصَّوْمُ كَالصَّلَاةِ عَلَى الصَّحِيحِ كَمَا فِي صَوْمِ الْقُهُسْتَانِيِّ مَعْزِيًّا لِلزَّاهِدِيِّ وَفِي حَظْرِ الِاخْتِيَارِ أَنَّهُ يُؤْمَرُ بِالصَّوْمِ وَالصَّلَاةِ وَيُنْهَى عَنْ شُرْبِ الْخَمْرِ لِيَأْلَفَ الْخَيْرَ وَيَتْرُكَ الشَّرَّ.

Namaz, mükellef olanlara farzdır. Velev ki namaz için sopa ile değil de el ile çocuğu dövmek vacip olsun. Çünkü Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem ″Çocuklarınız yedi yaşına vardıklarında onlara namazı emir edin. On yaşına vardıklarında namaz için onları dövün″ buyurmuştur. Ben derim ki: Sahih kavle göre; oruç da namaz gibidir. Nitekim Kuhistani’nin Oruç Bahsinde ″Zahidi″ye nisbet edilerek böyle denilmiştir: ″İhtiyar″ın Haram Bahsinde, ″Çocuğa oruç ve namaz emir edilir. İçki içmek yasaklanır. Ta ki hayra alışsın, kötülüğü terk etsin″ denilmiştir.[1]

(وَيَكْفُرُ جَاحِدُهَا) لِثُبُوتِهَا بِدَلِيلٍ قَطْعِيٍّ (وَتَارِكُهَا عَمْدًا مَجَانَةً) أَيْ تَكَاسُلًا فَاسِقٌ (يُحْبَسُ حَتَّى يُصَلِّيَ) لِأَنَّهُ يُحْبَسُ لِحَقِّ الْعَبْدِ فَحَقُّ الْحَقِّ أَحَقُّ وَقِيلَ يُضْرَبُ حَتَّى يَسِيلَ مِنْهُ الدَّمُ. وَعِنْدَ الشَّافِعِيِّ يُقْتَلُ بِصَلَاةٍ وَاحِدَةٍ حَدًّا وَقِيلَ كُفْرًا.

Namazı inkar eden kafir olur. Çünkü kat’i (kesin) delil ile sabittir. Umursamayarak, yani tenbelliğinden dolayı kasten terk eden fasık olur. Ve namaz kılıncaya kadar hapis edilir. Çünkü bir insan kul hakkı için bile hapsedilir. O halde Allah’u Taala’nın hakkı için hapis edilmesi evleviyette kalır. Bazıları kan akıncaya kadar dövüleceğini söylemişlerdir. İmam Şafii’ye göre bir tek namazdan dolayı ceza olmak üzere öldürülür. Bazıları kafir olduğu için öldürüleceğini söylemişlerdir.[2]

(قَوْلُهُ: وَقِيلَ يُضْرَبُ) قَائِلُهُ الْإِمَامُ الْمَحْبُوبِيُّ ح عَنْ الْمِنَحِ.وَظَاهِرُ الْحِلْيَةِ أَنَّهُ الْمَذْهَبُ فَإِنَّهُ قَالَ: وَقَالَ أَصْحَابُنَا فِي جَمَاعَةٍ مِنْهُمْ الزُّهْرِيُّ لَا يُقْتَلُ بَلْ يُعَزَّرُ وَيُحْبَسُ حَتَّى يَمُوتَ أَوْ يَتُوبَ. (قَوْلُهُ: وَعِنْدَ الشَّافِعِيِّ يُقْتَلُ) وَكَذَا عِنْدَ مَالِكٍ وَأَحْمَدَ وَفِي رِوَايَةٍ عَنْ أَحْمَدَ وَهِيَ الْمُخْتَارَةُ عِنْدَ جُمْهُورِ أَصْحَابِهِ أَنَّهُ يُقْتَلُ كُفْرًا وَبُسِطَ ذَلِكَ فِي الْحِلْيَةِ؟

Kan akıncaya kadar dövülür diyen Mahbubi’dir. Bunu Halebi ″Mineh″ten nakletmiştir. ″Hilye″nin ifadesinden anlaşılan mezhebin bu olduğudur. Zira şöyle demiştir: ″Aralarında Zühri de bulunan birtakım ulema öldürülmeyeceğini, fakat ta’zir edileceğini ve ölünceye yahut tövbe edinceye kadar hapis edileceğini söylemişlerdir.″ İmam Şafii’ye göre namazı terkeden kimse ceza olmak üzere öldürülür. İmam Malik ile İmam Ahmed’in mezhepleri de budur. İmam Ahmed’den bir rivayete göre kafir olduğu için öldürülür. Hanbelilerin cumhuruna göre muhtar olan (tercih edilen) kavil budur. ″Hilye″de bu mesele uzun uzadıya izah olunmuştur.[3]

Burada namaz kılmayanlara verilen cezalar dünyadaki verilen bir cezadır. Yani itikadla ilgili bir mesele olmadığından ahiretteki durumlarını Allah bilir.

Hanifilere göre, bir kimse namazı hafife alıp inkar etmedikçe öldürülmez. Bu kimse fasık olur, dünyevi bir ceza olarak bu kimse hapsedilir, tevbe edip namaz kılıncaya kadar, vücudundan kan akacak şekilde dövülür, ya tevbe edip namazını kılar ya da ölene kadar hapishanede kalır. Bu hususta Hanefilerin delili şu Hadis-i Şerif’tir:

لَا يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَّا بِإِحْدَى ثَلَاثٍ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالثَّيِّبُ الزَّانِي وَالْمَارِقُ مِنْ الدِّينِ التَّارِكُ لِلْجَمَاعَةِ (خ م د ت عن عبد الله)

″Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’in Resulü olduğuma şehadet etmekte olan Müslüman bir kimsenin kanı halal olmaz, ancak şu üç şeyden biri ile halal olur: Maktulün hayatı karşılığında öldürülmesi, zina edenin evli ol­ması, İslam’dan çıkıp Müslüman cemaatini terketmesi (murtad olması).″[4]

Hanefiler dışındaki diğer üç mezhebe göre, namazı kılmayan kişi üç gün tevbeye çağrılır, tevbe etmezse öldürülür. Malikilere ve Şafilere göre; namaz kılmayanlar ceza olarak öldürülür, kafir olduğu için öldürülmez. Yani bu kişinin kafir olduğuna hüküm verilmez. Ancak zina, iftira, hırsızlık ve benzeri suçlardan dolayı cezalandırıldığı gibi ceza olarak öldürülür. Böyle bir kimse öldürüldükten sonra yıkanıp cenaze namazı kılınır ve Müslüman mezarlığına defnedilir.[5] Bunların namaz kılmayanları küfürle itham etmemelerinin delili Allah’u Teala’nın: ″Şüphesiz ki Allah’u Teala, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları ise dilediği kimse için bağışlar…″ (Nisa/116) diye geçen buyruğudur. Hadis delili olarak da Ubade b. Samit Radiyallahu anhu’dan nakledilen şu nakildir:

خَمْسُ صَلَوَاتٍ افْتَرَضَهُنَّ اللَّهُ عَلَى عِبَادِهِ فَمَنْ جَاءَ بِهِنَّ لَمْ يَنْتَقِصْ مِنْهُنَّ شَيْئًا اسْتِخْفَافًا بِحَقِّهِنَّ فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَهْدًا أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ وَمَنْ جَاءَ بِهِنَّ قَدْ انْتَقَصَ مِنْهُنَّ شَيْئًا اسْتِخْفَافًا بِحَقِّهِنَّ لَمْ يَكُنْ لَهُ عِنْدَ اللَّهِ عَهْدٌ إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ (ه د ن عن عبادة بن الصامت)

″Allah’u Teala, kullar üzerine beş vakit namazı farz kılmıştır. Bunları yerine getirip hiç bir vakti noksana düşürmeyen, bu namazların hakkını hafife almayan kimseyi Allah’u Teala mahşer günü onu Cennete girdireceğine dair vadini yerine getirecektir. Kim de bu nmazların hakkını hafife alarak bunlardan bir şey noksan bırakırsa, onun için Allah katında bir vaad yoktur. Allah’u Teala dilerse ona azap eder, dilerse bağışlar.″[6]

İmam Ahmed b. Hanbel’in; namaz kılmayan kafir olduğu için öldürülür, diye söylediği de nakledilmiştir. Bu husustaki delili Allah’u Teala’nın: ″Haram aylar (emniyetle gezmeleri için müşriklere müsaade olunan dört ay) tamam olursa, antlaşmalarını bozan müşrikleri her nerede bulursanız öldürün, esir ve muhasara edin ve etrafa dağılmamaları için yollarını bekleyin. Eğer tevbe ederler (İslam’ı kabul ederler), namaz kılarlar ve zekat verirlerse, artık kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah’u Teala çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.″ (Tevbe/5) diye geçen buyruğudur. Bu ayete göre, namazı kılmayan serbest bırakılma şartını yerine getirmemiş olur. Dolayısıyla öldürülmesi mübah olarak kalır, namazını kılmayan kimse bu sebeple serbest bırakılmaz. Onun bu hususta di delillerinden biri de Cabir Radiyallahu anhu’dan nakledilen şu Hadis-i Şerif’tir:

بَيْنَ الْعَبْدِ وَبَيْنَ الْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلَاةِ (د ن ه حم عن جابر)

″Kişi ile küfür arasındaki fark namazı terk etmektir.″[7] Bu hadis de namaz kılmayanların kafir olduğuna delalet eder.

Bu tür had ve ta’zir cezalarını, kişi alim dahi olsa ferdi olarak veremez. Bu hükümleri ancak şer’i mahkemeler verebilir. Şuan günümüzde bu hükmü uygulayacak hiçbir yetkili kişi ve kurum yoktur.


[1] İbn-i Abidin, Redd’ul-Muhtar, c. 3, s. 82, Tercümesi, c. 2, s. 7-8.

[2] İbn-i Abidin, Redd’ul-Muhtar, c. 3, s. 82, Tercümesi, c. 2, s. 8.

[3] İbn-i Abidin, Redd’ul-Muhtar, c. 3, s. 87, Tercümesi, c. 2, s. 9.

[4] Sahih-i Buhari, Diyet 6; Sahih-i Müslim, Kasame 25; Sünen-i Ebu Davud, Hudud 1; Sünen-i Tirmizi, Hudud 15.

[5] Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, c. 1, s. 388.

[6] Sünen-i İbn-i Mace, İkamet’us-Salat 116; Sünen-i Ebu Davud, Salat 343; Sünen-i Nesai, Salat 6.

[7] Sünen-i İbn-i Mace, İkamet’us-Salat 77; Sünen-i Ebu Davud, Sünnet 14; Sünen-i Nesai, Salat 8; Ahmed b. Hanbel, Müsned, Hadis No: 14451.