BÜYÜK ZATLARIN TÜRBELERİ NEDEN ZİYARET EDİLİR?
Kabirler iki sebepten dolayı ziyaret edilir. Birincisi, kabir ehlini ziyaret ederek Allah’u Teala’dan onların af ve mağfiretini dilemek.
Sure-i Nur, Ayet 62:
فَاْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
Mü’minler için Allah'tan mağfiret dile, çünkü Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.[1]
Hadis-i Şerif:
كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُلَّمَا كَانَ لَيْلَتُهَا مِنْ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَخْرُجُ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقُولُ السَّلَامُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ وَأَتَاكُمْ مَا تُوعَدُونَ غَدًا مُؤَجَّلُونَ وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللّٰهُ بِكُمْ لَاحِقُونَ اللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِأَهْلِ بَقِيعِ الْغَرْقَدِ) م ن عَنْ عائِشَةَ(
“Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) gecenin sonunda Medine-i Münevvere deki Baki kabristanına çıkar ve şöyle derdi: Esselamu aleykum Ey Mü’minler yurdunun sakinleri! Yarın vaki olacak diye vaadolunan şey sizlere geldi. Sizler, ölüm ile yeniden dirilme arasında bekliyorsunuz. Biz de inşaallah size kavuşacağız. Ey Allah'ım! Baki'ul-Garkad (Cennet’ül Baki) ahalisine mağfiret eyle."[2]
Beyhaki’nin naklettiği Hadis-i Şerif’te Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz şöyle buyuruyor: “Dirilerin yemeğe içmeğe ihtiyacından, ölülerin duaya ihtiyacı daha fazladır. Çünkü dua ölü için faydalıdır. Cenabı Hakk Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
وَالَّذِينَ جَاؤُ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْاِيمَانِ.
“Onlardan sonra gelenler, Ey Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla, derler.”[3]
مَنْ زَارَ قَبْرَ وَالِدَيْهِ اَوْ اَحَدِهِمَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَرَأَ عِنْدَهُ يس غُفِرَ لَهُ.
“Bir kimse ebeveyninin (ana-babasının) veya onlardan birinin cum'a günü kabrini ziyaret edip Yasin-i Şerif okursa küçük günahları bağışlanır.”[4]
İkincisi kabir ziyaretindeki amaç ise kendisi için, bilinen büyük zatları vesile ederek Allah’u Teala’ya ihtiyaçlarını arzetmektir.
Sure-i Maide, Ayet 35:
يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِى سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ .
“Ey Mü'minler Allah'tan korkunuz. O Hakk Celle ve Ala Hazretlerine yakınlık için vesile arayınız ve onunla da mücahede yolunda çalışınız ki, felah bulasınız (kurtuluşa eresiniz).”
Hadis-i Şerif:
عَنْ عُتْبَةَ ابْنِ غَزْوَانٍ وَعَبْدُ الْعَزِيزِ رَضِىَ اللّٰه عَنْهُمْ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِذَا أَضَلَّ أَحَدُكُمْ شَيْئًا أَوْ أَرَادَ أَحَدُكُمْ غَوْثًا وَهُوَ بِأَرْضٍ لَيْسَ بِهَا أَنِيسٌ فَلْيَقُلْ: يَا عِبَادَ اللّٰهِ أَغِيثُونِى يَا عِبَادَ اللّٰهِ أَعِينُونِى فَاِنَّ لِلّٰهَ عِبَادًا لَا يُرَاهُمْ .
Ugbete’bn-i Gazvan (Radiyallahu anhu)’dan Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: “Biriniz herhangi bir yerde yolunuzu, şaşırırsanız bir şeyde yahut yardımcı, muhafaza edici arayıp bulamadığınız zaman, hiç kimsenin size yoldaş, arkadaş olmadığı, naçar (çaresiz) kaldığınız yerde deyiniz ki: Ey Allah'u Teala'nın has kulları! Beni muhafaza ediniz. Ey Allah'u Teala'nın has kulları! Bana yardım ediniz. Çünkü Allah'u Teala'nın öyle kulları var ki onlara yardıma gelirler, görünmezler.”[5]
Bu şöyledir; Bir adamın başına bir mühim bela gelir. Her taraftan ümidi kesilir. Naçar kalır, artık mahvolacağını anlar. İşte o zaman belli bir zatın kabrini ziyaret eder:
“Ey Allah'u Teala'nın sevgili kulu! Allah'u Teala'ya senin sözün geçer kabüldür. Benim için yalvar. Allah'u Teala, benim başımdaki belayı senin hürmetine kurtarsın. Senin hürmetine beni affetsin,” der.
Biraz sadaka verir, hayrat yapar. İki rek'at Allah için namaz kılar. Hasıl olan sevapları kabir sahibinin ruhuna bağışlar. Belki de bir kurban keser, kurbanı şöyle keser:
- Allah rızası için ve Allah'u Teala için kurban; eti mü'minlere, canı Allah'a, sevabı kabir sahibine diyerek kıbleye çevirir ve “Bismillahi Allah’u Ekber”[6] deyip keser. Bismillahi Allah'u Ekber deyip kesmedikten sonra Kabe’nin içinde de kesse yine haramdır.
Vehhabiler kabir ziyaretini inkar ederler. Ziyarette kurban kesmek küfürdür derler. Eski putperestler gibi kurbanı kabirden tarafa dönderip kabir sahibinin ismine bıçak çalınırsa haram olur. Elhamdülillah bu millet müslümandır, bunu okuma yazma bilmeyen bir insan dahi bilir. Herkes kurbanını kıbleye çevirerek “Bismillahi Allahu Ekber” der, Allah rızası için keserse niçin haram olsun?
İşte Hadis-i Şerif’te “kabir ehlinden yardım isteyiniz,” dediği budur. Cenab-ı Hakk: “Allamül Guyuptur” yani herkesin niyetini bilir, muradını verir.
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰه عَنْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ لِلْمَرِيضِ بِسْمِ اللّٰهِ تُرْبَةُ أَرْضِنَا بِرِيقَةِ بَعْضِنَا يُشْفَى سَقِيمُنَا بِإِذْنِ رَبِّنَا.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) hastaya okuduğunda: “Allah'ın yardımı ve izni ile bizim toprağımız bazımızın tükrüğü ile şifa bulur,” [7] buyurdu.
Bu Hadis-i Şerif’e göre, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)’in benim halifelerim dediği büyük zatların hayattayken Kur’an-ı Kerim okuyarak hastaya üfürmesi ve tükürmesi caizdir, şifadır. Aynı şekilde o zatın vefatından sonra kabirlerine gidilmesi ve orada onları vesile ederek, Allah’u Teala’dan şifa istemesi ve oradan toprak alarak rahatsız olduğu yerlerine ilaç gibi sürmesinde bir mahsur yoktur.
Hadis-i Şerif:
عَنِ الْحَسَنِ رَضِيَ اللّٰه عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: رَحْمَةُ اللّٰهِ عَلٰى خُلَفَائِى قِيلَ وَمَا خُلَفَائِكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ تَعَالٰى قَالَ: الَّذِينَ يُحْيُونَ سُنَّتِى وَيُعَلِّمُونَهَا النَّاسَ. (ابى نصر و ابن عساكر)
Hasan (Radiyallahu anhu)‘dan Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) dedi ki:
“Allah‘u Teala‘nın rahmeti benim halifelerime olsun. (Sahabe-i Kiram): Ya Resulullah! Senin halifelerin kimlerdir? dediklerine buyurdu ki: Sünnetimi ihya eder ve nasa da öğretirler.”[8]
Hadis-i Şerif:
مَنْ مَاتَ مِنْ اَصْحَابِى بِاَرْضٍ فَهُوَ شَفِيعٌ لاَهْلِ تِلْكَ اْلاَرْضِ. (أبو نعيم فى المعرفة كر عن بريدة)
“Ashabımdan herhangi biri bir yerde ölürse, o kıyamette öldüğü yerin ehline şefaat edecektir.”[9]
Oranın halkı kabrini ziyaret eder, o da Allah'u Teala’ya “bunlar benim kabrimde taş topraktan başka hiç bir şey görmüyordu. Geldi beni ziyaret etti, bunun imanına şahidim” der, şefaat eder.
مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا.
“Her sey için bir sebeb vardır.”[10] Allah'la senin arana sebebte odur. Düşünürsen her şeyi yapan, yaptıran yine Allah'u Teala'dır.
Sure-i Bakara, Ayet 255:
مَنْ ذَا الَّذِى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلَّا بِاِذْنِهِ.
“Allah'u Teala'ya karşı kimse kimseye şefaat edemez, Yalnız Allah'u Teala'nın izin verdiği kimseler şefaat eder.”
عَنْ عُثْمَانٍ رَضِيَ اللّٰه عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَوَّلُ مَنْ يَشْفَعُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ اَلْاَنْبِيَاءُ ثُمَّ الْعُلَمَاءُ ثُمَّ الشُّهَدَاءُ. (خط)
Hz. Osman (Radiyallahu anhu)’dan Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu: “Kıyamet gününde en evvel şefaat eden Peygamberlerdir, sonra ulemalardır, sonra şehidlerdir.” [11]
عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللّٰه عَنْهُمَا اَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِذَا اجْتَمَعَ الْعَالِمُ وَالْعَابِدُ عَلَى الصِّرَاطِ قِيلَ لِلْعَابِدِ: اُدْخُلِ الْجَنَّةَ وَتَنَعَّمْ بِعِبَادَتِكَ وَقِيلَ لِلْعَالِمِ : قِفْ هَهُنَا فَاشْفَعْ لِمَنْ أَحْبَبْتَ فَاِنَّكَ لَا تَشْفَعُ لِاَحَدٍ اِلَّا شُفِّعْتَ فَقَامَ مَقَامَ الْانْبِيَاءِ. (أبو الشيخ و الديلمى)
İbn-i Abbas (Radiyallahu anhuma)’dan Resululah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
“Alim ve abidler sırat köprüsüne geldikleri zaman abide:
- Haydi yaptığın ibadetlerin karşılığı olarak cennete gir ve nimetleriyle nimetlen, denilir. Alime de denilir ki:
- Sen burada dur, sevdiğin kimselere şefaat et. (onlar senden dünya da iken şefaat umarlardı). Çünkü senin şefaatın büyüktür. Kime şefaat edersen şefaatın kabul edilecek ve bu şekilde onlar peygamber makamında olacaklardır.”[12]
Alimleri sağlığında veya vefat edince kabrini ziyaret etmek Allah’u Teala’ya olan sevgiden dolayıdır.
عَنْ اُمُّ سَلَمَةَ رَضِيَ اللّٰه عَنْهَا اَنَّهَا قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ اَحَبَّ عَالِمًا فَقَدْ اَحَبَّنِى مَنْ اَحَبَّنِى فَقَدْ اَحَبَّ اللّٰهَ مَنْ اَحَبَّ اللّٰهَ دَخَلَ الْجَنَّةِ.
Ümmü Seleme (Radiyallahu anha) rivayeti ile Resululah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: “Her kim alimi severse beni sevdi. Beni seven Allah'u Teala'yı sevdi (yeri cennettir).”[13]
عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ رَضِىَ اللّٰه عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اِذَا أَحَبَّ اللّٰهُ عَبْدًا نَادَى جِبْرِيلَ اِنِّى قَدْ أَحْبَبْتُ فُلَانًا فَأَحِبَّهُ قَالَ فَيُنَادِى فِى السَّمَاءِ ثُمَّ تَنْزِلُ لَهُ الْمَحَبَّةُ فِى أَهْلِ الْأَرْضِ فَذَلِكَ قَوْلُ اللّٰهِ اِنَّ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمْ الرَّحْمٰنُ وُدًّا وَاِذَا أَبْغَضَ اللّٰهُ عَبْدًا نَادٰى جِبْرِيلَ اِنِّى أَبْغَضْتُ فُلَانًا فَيُنَادِى فِى السَّمَاءِ ثُمَّ تَنْزِلُ لَهُ الْبَغْضَاءُ فِى الْأَرْضِ. (خ ت حم)
Ebu Hüreyre (Radiyallahu Anhu)’dan Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: “Şüpesiz Allah bir kulu sevdiği vakit Cebrail’i çağırır ben felanı seviyorum onu sende sev der. Bunun üzerine semada aynı şekilde nida edilir. Sonra yer ehline de onun sevgisi indirilir. Yer ehli de o kimseyi sevmeye başlarlar. Bu olayı şu ayet ifade etmektedir:
- İman edip salih amel işleyenleri, Rahman olan Allah sevgili kılacaktır.[14]
- Allah bir kula buğz ettiği zaman da Cebrail’e ben felana buğz ettim sende ona buğz et der ve aynı şekilde bu semada da nida edilir ve sema ehlide o kimseye buğz ederler. Sonra yer ehline o kimsenin buğzu indirilir. Artık yer ehli de o kimseyi sevmezler.”[15]
عَنْ اَنَسِ ابْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللّٰه عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: بَجِّلُوا الْمَشَايِخَ فَاِنَّ تَبْجِيلُ الْمَشَايِخِ مِنْ اِجْلَالِ اللّٰهِ تَعَالٰى وَمَنْ لَمْ يُبَجِّلْهُمْ فَلَيْسَ مِنِّى. (حب عد والديلمى)
Enes İbn-i Malik (Radiyallahu anhu)’dan rivayetle Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz buyurdu ki:
“Şeyhlere tazim ve hürmet edin. Çünkü şeyhlere yapılan Allah'u Tealaya'dır, Her kim şeyhlere tazim ve hürmet etmezse benden değildir.”[16]
Mezhebimizin itikadına göre kabir ehli, ziyaretine gelenleri aynen sağlığındaki gibi görürler ve tanırlar. Yarın mahşerde şahitlik ederler. Bu adam mü'mindir, ben şahidim, benim kabrimi ziyarete geldi, mü'min olmasa gelmezdi, der. Halbuki benim kabrimde taştan, topraktan başka bir şey görülmüyordu. Maneviyatta Allah'u Teala'ya olan imanının kuvveti ile geldi, ben şahidim. Bu adam mü'mindir, diyerek şahitlik eder, kurtarır.
عَنْ اَبُو سَعِيدِ الْحُدْرِىِّ رَضِيَ اللّٰه عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :اِنَّ الْمَيِّتَ لَيَعْلَمُ مَنْ يَغْسِلُهُ ، وَمَنْ يُكَفِّنُهُ ، وَمَنْ يُدْلِيهِ فِى حُفْرَتِهِ. (طس)
Ebu Said'il Hudri (Radiyallahu anhu) rivayet eder, Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) “Bir ölü kim onu yıkadı bilir, kim onu kefene sardı bilir ve kim onu kabre koydu, onu da bilir,”[17] buyurmuştur.
Hadis-i Şerif:
زُورُوا الْقُبُورَ فَاِنَّهَا تُذَكِّرُكُمْ الْاَخِرَةَ. (ه عن ابى هريرة)
“Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabir ziyareti ahiretinizi andırır (hatırlatır). Ahiret tarafına düşünceniz artar. Varacağınız yeri görünce kalbiniz yumuşar,” [18] demektir.
Günümüzde ehl-i sünnet görüşünün dışında olan bazı batıl mezhepler, özellikle de Vahhabiler; müslümanlara, çok rahat bir şekilde en basit bir olayda dahi sen şunu yaptın şirktesin, bunu yaptın şirktesin, küfre girdin gibi sözler söylemektedirler. Mesela: Kabir ziyaretini inkar ederler ve bunu yapanlarında da şirke düşdüklerini söylerler. Hatta Ravza-i Mutahhara da Rasululullah (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin kabrine dönerek dua edecek olsan dahi bu yaptığın şirktir diyerek müdahale ederler ve bunu kesinlikle yaptırmazlar. Hacc Mekke şehrinde yapıldığı halde Ravza-ı Mutahharayı hacılar ne için ziyaret eder? Bu müslümanların hepsi şirke mi giriyor? Burayı ziyaret eden müslümanların amacı Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin mübarek kabrini ziyaret etmek değil mi? Kabirleri, türbeleri ziyaret etmek şirkse bu müslümanların hepsi haşa şirke mi düşüyor?
Yukarıda geçen bir çok Hadis-i Şerif kabir ziyaretini yapmayı emredip büyük mükafatının olduğunu söylüyor. Ehl-i sünnet alimleride bu sebepten kabir ziyaretinin yapılmasında “hiç bir mahzuru yoktur” diye fetva vermişlerdir. Ehl-i sünnet inancına göre bu müslümanlar şirke girmeyip küfür üzere de olmadığına göre, o zaman bu sözü söyleyen vahhabilerin kendileri aşağıdaki Hadis-i Şerife gore açık bir şekilde kafir oluyorlar.
إِذا قَالَ الرَّجُـلُ لأَخِيهِ يَا كَافِر فَقَدْ بَاءَ بِهَا أَحَدُهُما فَإِنْ كَان كَمَا قَالَ وَإِلاَّ رَجَعَتْ عَلَيْهِ. ( متفقٌ عليه عن ابن عمر)
İbni Ömer (Radıyallahu anhuma)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“Bir adam din kardeşine, ey kafir derse, bu söz ikisinden birine döner. Eğer böyle denilen kişi söylenildiği gibi ise söz doğrudur; söz yerini bulmuş olur. Aksi takdirde bu sözü söyleyen kimse kafir olur.”[19]
[1] Sure-i Mümtehine, Ayet 12; Sure-i Ali İmran, Ayet 159.
[2] Müslim, Cenaiz, 102 (974 Nesai, Cenaiz, 103.
[3] Sure-i Haşr, Ayet 10.
[4] Kenzü'l-irfan, Hadis No: 962; İhya'u Ulumi'd-Din, Cild 4, Hadis No: 605, Sayfa: 874; Taberani Heysemi'de ayrıca rivayet etmişlerdir.
[5] Taberani Mu’cem’ul Kebir, Hadis No: 13737; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 394; Ziynetü'l-Gulub, s. 73.
[6] Sure-i Maide, Ayet 4; Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild 3, s. 172; İrşad, Cild 2, s. 51; Kütüb-i Sitte, Cild 6, Hadis No: 1502, s. 78.
[7] Zübdetü'l-Buhari, Hadis No: 1301
[8] Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 250, s. 186. Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 3633.
[9] Ramuz-ul Ehadis, Hadis No: 5535; 2159; Kütüb-i Sitte, Cild 12, Hadis No: 4367
[10] Sure-i Kehf, Ayet 84
[11] Muhtar'ül Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 1392, s. 642; Kenzü'l-İrfan, Hadis No: 327, 331
[12] Ramuzul-Ehadis, Hadis No: 258
[13] Taberani Mu’cem’ul Kebir, Hadis No: 19343
[14] Sure-i Maide, Ayet, 96)
[15] Sahihi Buhari, Hadis No: 5580; Sünen-i Tirmizi, Hadis No: 3085; Ahmed Bin Hanbel, Müsned, Hadis No: 8144, 10206.
[16] Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 3043; Muhtar'ül Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 222, s. 174
[17] Taberani, Mu’cemu’l-Kebir, Hadis No: 7651; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No:1486.
[18] Süneni İbn-i Mace, Hadis No: 1558; Kenzü'l-İrfan, Hadis No: 963; Sünen-i Tirmizi, Cild 2, Hadis No: 1060;Sünen-i Nesei, Cild 3-4, Hadis No: 2036; Sahih-i Müslim, cild 3, Hadis No: 108 (976), s. 157.
[19] Buhari, Edeb 73; Müslim, Iman 111. Ayrıca bk. Tirmizi, Iman 16.